Kompanse etmek

Tıptan iş dünyasına bir çok alanda kullanılan bu terim dengelemek, telafi etmek anlamlarına gelmektedir. Eskiden satranç oynadığım sıralarda bolca kullanırdım bu terimi. Şimdi daha çok insan ilişkilerinde kullanıyorum. Özür dilemek çoğu zaman yeterli olmuyor bir durum karşısında ve kompanse etmek gerekiyor. 

Reklamlar

Ockham’ın Usturası

Ockham’ın Usturası teorisi temel olarak “her şeyin birbirine eşit olduğu bir ortamda, en basit açıklama doğruya en yatkın olandır” felsefesi üzerinde şekillenir.

14. yüzyıl filozofu Ockham’lı William tarafından ortaya atılmıştır. Latince “Entia non sunt multiplicanda praeter necessitatem” olarak ifade edilen ilkeye göre zorunlu olmadıkça varlıkları çoğaltmamak gerekir. Bilimsel düşünüşte önemli bir yeri bulunmaktadır.

Başka bir deyişle şöyle özetlenebilir: Bir olayı, fenomeni açıklamak için kullanılacak olan iki açıklamadan daha basit olanı yani daha az varsayımda bulunanı tercih edilmelidir. Söz gelimi dünyanın uzaydaki hareketini açıklamak için daha önce geliştirilmiş olan genel cisim hareket yasalarını kullanmak bu duruma özgü yepyeni varsayımlar geliştirmeye kıyasla daha makbuldür.

Bilim ile sahte bilimi ayıran en önemli unsurlardan biridir. Sahte bilim olayları açıklamak için daha karmaşık olgular üretirken bilim daha sade açıklamalar üretir. Sitemize sıkça uğrayan “sözde bilimsel” yazılar makaleler ekleyen bir çok kişinin açıklamalarına bakarsanız, problemin kendisinden daha karmaşık olduğunu görürsünüz.

Savaşçının havası

“Bu dünyada en zor şey bir savaşçının havasını, onun ruhsal durumunu benimsemektir.
Üzülüp yakınmak ve bunun için geçerli nedenlerin bulunduğuna inanmak, hep birilerinin bize bir şeyler yaptığını düşünmek, yararsız şeylerdir.

Kimsenin kimseye hiçbir şey yaptığı yoktur; hele bir savaşçıysa asla.
Bir savaşçı, rüzgarın önüne kattığı yaprak değildir. “ Juan Matus

İlahi mesajı nasıl iletirdiniz?

Hani hep derler ya bize kitap gönderildi tanrı tarafından diye, şimdi inanç şu: Tanrı insanlara mesaj vermek istiyor. Sonra da mesajlarını bir kitapta toplamaya karar kılıyor, gönderiyor kitabı. Kendisine kitap gönderildiğine inanan belli başlı birkaç din var. Tabi bi sürü polemik, yok değişti de yok değişmedi de, yok şunu demek istemedi de şunu demek istedi de falan filan…

Bundan birkaç sene önce Güney Amerika’da bir takım insanlarla birlikteydik. Bu insanlar cidden çok gariptiler ve bu insanlar da kendilerine mesaj gönderildiğini düşünüyorlardı. Yalnız bunlara tanrı kitap göndermemiş. Bunun yerine tanrı mesajını bir takım bitkilerin içine yerleştirmiş, mantar, dattura vs. Algı düzeyinize ve biçiminize ışık hızında müdahale edip değiştiren cinsten bitkiler. Bir nevi ilahi teknoloji. Mesaj bitkide, yiyorsun içiyorsun mesajı alıyorsun. Bizim cd, dvd teknolojimiz gibi bir durum. Bitkinin değiştirildiğini, tahrif edildiğini düşünen kimseye rastlamadık. Hatta bu durumla ilgili espri yaptığımızda bir hayli güldüler, ama hepimiz espriye değil de bize güldüklerini tereddütsüz anladık ve biz de en az onlar kadar gülmekte hiç tereddüt etmedik.

Neyse bizim mesajları kitap olarak gönderilmişlerimizin, okumadan fikir yürütüyorsunuz, serzenişlerini de hatırlayarak Güney Amerikalı bu arkadaşlara onların kitaplarını da okumak istediğimizi söyledik. Uygun zaman ve koşullar sağlandığında okuduk da. Yanımızda bulunan Kanada’lı arkadaş ertesi gün şaşkın gözlerle çevreyi süzerken şöyle mırıldanıyordu: “Vavv, Ben de olsam kesinlikle mesajımı böyle iletirdim”

Pratfall Efekt Nedir?

Elliot Aronson da birini neden başkalarından daha çok sevdiğimizin, beynimizin neden bazı kişilerden daha çok hoşlandığının, onlara karşı sempatimizi arttıranın nedenini ‘Pratfall Efekt’ olarak bulmuştur.

Pratfall efekt; kişinin ne kadar mükemmel değilse sevilme oranının o kadar artması anlamına gelir (Montaya Matheew ve Horton, 2012).

Hatalar yapan insanları, sakar kişileri mükemmel olan insanlardan daha çok severiz. Düştüğünde gülüp geçebilen bir insanı hiç düşmeyen veya tökezlemeyen insandan daha sempatik bulabiliriz.

Beynimiz, hata yapan insanları, mükemmel insanlardan daha sıcak ve samimi buluyor. Kaliforniya Üniversitesi psikologlarından Elliot Aronson bu konuyla ilgili bir deney yapmıştır. Deneyde; iki grup öğrenciye sorular sorulmuş öğrenciler de bu soruları cevaplamışlardır, cevaplar ses kaydına alınmıştır.

Öğrencilerin cevapları insanlara dinletildiğinde ikinci gruptan daha çok hoşlandıkları ve onları daha çok sevdikleri görülmüştür. İkinci gruptaki öğrenciler; soruları yanıtlarken hatalar yapmışlar, önlerindeki kahveyi dökmüşler ve telaffuz hataları yapmışlardır. Bu hatalar insanlara sevimli, içten ve doğal gelmiş, ikinci gruba karşı sempati duymuşlardır. Mükemmellik insanlarla aramıza mesafe koyuyor. Mükemmel bir insan samimi gelmediği gibi soğuk ve yapay geliyor.

Yani beynimiz hataları seviyor. Mükemmellik sıkıcı geliyor. Sevdiğiniz ya da birlikte olduğunuz insanın hatalarından, sakarlıklarından neden hoşlandığınızın cevabı ‘Pratfall etkisi’ (Bloom,P. t. y.). Dünyadan örnek verecek olursak, ünlü aktrist Jennifer Lawrence Oscar’ını almaya giderken iki kere elbisesine takılıp düşmüştür. Jennifer Lawrence şu anda birçok insan için sempatik, doğal ve samimi bulunuyor.

Pratfall Efekt’i birçok alanda, birçok insan için kullanabilirsiniz. Ünlüler kendilerini sempatik göstermek için buna başvuruyorlar. Sevdiğiniz kişi için, arkadaşlıklarınızda fark etmeseniz de beyniniz hataları seçiyor ve seviyor.

İlişkilerde Mutualizm ve Kommensalizm

Bir ilişki ilk başladığı zamanlar genelde mutualizm türündedir. Yani iki taraf da birbirine fayda sağlar, birbirini yükseltir, birbirine enerji verir, sevgi, şefkat, şehvet verir. Zamanla bu devam eder veya sadece bir tarafın beslendiği diğer tarafın ise bir fayda görmediği kommensalizme döner. Elbette bu noktayı geçip parazit haline gelen de olabilir. Yani bir taraf yarar sağlarken diğeri zarar görmeye başlar.

Aslında içinde birden fazla türün olduğu tüm yaşam biçimlerinde ilişkiler bu tanımlar arasında gidip gelir. İnsan ilişkileri için de geçerlidir bu durum.