Spor Salonu Başarısızlığı

Bütün spor salonlarının üyelikleri en az bir yıllık üzerinedir. Bunun en büyük sebebi ise insan psikolojisinden anlıyor olmalarıdır. Bir ikinci tespit, spor salonlarına genelde spor yapmayanların gitmeleri. Bu kişiler hayatının bir dönemi, sağlıksız yaşadığını hissedip spor yapmaya ihtiyaçları olduğunu kabul eder ve kendilerine verdikleri bu sözün arkasında durabilmek için de bir spor salonundan yıllık uçuk rakamlara üyelik alırlar. İlk bir kaç gün her yeri tutulur ama yine de azimle bir kaç hafta devam ederler. İçlerinden azimli olanları ise belki bir kaç ay. Sonrasında ise yine aynı alışkanlıklara ve aynı hayata devam. Sadece yıllık spor salonu üyeliğini hatırlayıp arada bir de olsa gitmeyi planlama dışında.

Neredeyse bu üyeliklerin tamamı başarısızlık hikayeleriyle doludur.

Reklamlar

Yarasa Boku Gübresi

İki tanıdığım var bunlar bir araya geldiklerinde garip garip işler, ilginç projeler planlar fakat hiç biri gerçeğe dönüşmez. Çünkü zaman zaman hepimizin yaşadığı zengin olma hayalleri ile yola çıkıp kıçımızın üstüne oturduğumu çok olmuştur. Bu tanıdıklarım bunu yüzlerce kez yaşadı ve hepsi bir başarısızlık hikayesine dönüştü. Ben de hepsini yazacağım zaten.

Bu seferki konu mağaralardan yarasa boku toplayıp bunu gübre olarak satma üzerine bir plandı. Elbette söz konusu olan bir kaç torba gübre değil. Kamyonlarca gübreyi izinsiz bir şekilde mağaralara girip yine izinsiz bir şekilde aletlerle çıkarıp izinsiz bir şekilde satma üzerine yapılan bu plan hiç bir zaman uygulama aşamasına geçmedi. Ama günlerce oturup hesaplar yapıldı, para sayma makineleri alındı, nasıl zengin olduğu ile ilgili hayaller kuruldu, kazanılan parayı nasıl harcadıkları bile konuşuldu. Hani piyango bileti alırsın da çıkarsa diye biraz sohbet edersin ya. İşte o sohbetin aylar süreni.

Sonuç: Küçük bir başarısızlık hikayesi…

Facebook Bilgeleri

Son yıllarda sosyal medyanın da gelişmesiyle birlikte özellikle facebookta bilgece laflar edip arka plan koyup kendince tatmin olan garip bir kesim var. Bunlar saçma sapan bir cümleyi sanki ulvi bir vahiymiş edasıyla yazar, sanki filozofca bir tespit yapmış gibi aforizma havasında ekler sonra da beğenileri saymaya başlar.

Yahu sen daha -de leri -da ları ayıramıyorsun, okuduğun kitap sayısı imlayı batırmandan belli, her yazdığın söz bir öncekilerle tutarsız. Hepsi küçük bir başarısızlık hikayesi farkında değilsin, bu neyin havasıdır. Sanırsın her konuda aşmış. İki sorsan yazdığı şeyi başlıyor çirkefleşmeye bilmeyen de ulvi insan oldu çıktı sanacak. Zeka desen yok, bilgi nanay, sentez yerlerde. Sen kim söz söylemek kim.

Var var, bunlarla ilgili çok hikaye var.

Charlie Chaplin Benzerleri Yarışması

Charlie Chaplin’in gizlice katıldığı Chaplin benzerleri yarışmasında üçüncü olduğunu duymuşsunuzdur. Bu hikayenin gerçek olup olmaması bir köşede dursun, (muhtemelen şehir efsanesi) bu gibi durumlarla gerçek hayatta da karşılaşmak mümkün. İnsan bazen kendisi gibi olamıyor. Bizim kendimizle ilgili üç bakış açımız var. Birincisi olmak istediğimiz kişilik model, ikincisi olduğunu sandığımız kişiliğimiz ve üçüncüsü de gerçekte olduğumuz.