Eskisinden daha iyi…

Genelde Türk filmlerinde geçen bir replik vardır. Geçenlerde de dikkatimi çekmişti. Mesela birisinin (genelde Cüneyt Arkın) bütün kemikleri kırılmıştır ya da gözleri kör olmuştur. Onu iyileştiren adam şöyle der. “Eskisinden daha iyi olacak.”

Yaa mümkün mü? Adamın gözlerini akrepler sokmuş kör olmuş. Eskisinden daha iyi olacak diyor. Bütün kemikleri kırılmış giriyor magmaya birde üstelik taşın eridiği magmadan sağlam çıkması bi yana eskisinden daha güçlü çıkıyor.

Eskisinden daha iyi olmak için illa kötüleştirmeli mi her şeyi? İşte şimdi felsefe yapmanın zamanı. Bu zamana kadar kötü giden şeylerin, başarısızlık hikayelerinin asıl sebebi bundan sonra eskisinden daha iyi olması içindi.

Reklamlar

Şimdi ve Burada mısın?

İzlediğim bir filmden,

“Mafya babası bir otel odasında karısını bağlamış vurmak üzeredir. Tam o sırada garson, verilen şampanya siparişini bir üst kattaki parti yerine mafya babasının olduğu odaya getirir. Kapıyı açtığında gördüğü manzara karşısında dehşete düşüp, açıklama yapmaya başlar:

– Efendim ben üst kattaki partiye şampanyayı götürüyordum, yanlışlıkla bu kata geldim, asansörde numaralar karıştı, inanın böyle bir hata yapmak istemezdim.

Mafya babası çocuğa silahı doğrultarak,

– “Sorun; senin buraya nasıl ya da niye geldiğin değil, “şu an burada” olmandır” der.

Evet hayatımızda da birçok benzer durumla karşılaşırız. Asıl sorunu görmeksizin o sorunu oluşturan bahanelere sığınmaya çalışırız. Sorunun ne olduğunu bilirsek sadece ona odaklanıp yapmamız gerekeni yapabiliriz. Ama biz genelde sorunun oluşum sürecinde bir yerlerde takılıp kalmışızdır. Sorun bizim bir yere nasıl gidip gitmediğimizde ya da niye gidip gitmediğimizde değil.

Sorun; bizim bir yerde olmamız ya da olmamamızdadır.