Gerçekler bizi nereye götürür?

Üç kişi giyotinle idama mahkûm olur.
Bunlardan biri papaz, biri hâkim, biri de fizikçi…
*İdam sehpasına ilk papaz çıkarılır. Başını giyotinin altına yerleştirir ve sorarlar:
– Son sözün nedir?
Der ki:
– Ben Allah’a inanıyorum, O beni kurtaracaktır. Allah… Allah… Allah…
Giyotini indirdiklerinde boynuna birkaç santim kala giyotin durur. Halk şaşırır ve hep bir ağızdan bağırır:
– Onu serbest bırakın; Allah sözünü söylemiş ve onu korumuştur.
Böylece papaz idam edilmekten kurtulur… *Sıra hâkime gelir, ona da sorarlar:
– Demek istediğin en son söz nedir?
Der ki:
– Ben papaz gibi Allah’a inanmıyorum. Ama adalete güveniyorum. Adalet… Adalet… Adalet…
Giyotini indirirler, giyotin hâkimin de boynuna birkaç santim kala durur…
Bunun üzerine insanlar tekrar şaşırır ve bağırırlar:
– Adalet sözünü söyledi, onu serbest bırakın.
Böylece hâkim de boynunun kesilmesinden kurtulur…
Sıra fizikçiye gelir. Ona da
– Son sözünü söyle derler
Der ki:
– Ben ne Allah’a inanan bir papazım, ne de adalete güvenen bir hâkim.. Bildiğim tek şey şudur: Giyotinin ipinde bir düğüm var ve o düğüm giyotinin tam inmesine engel oluyor.

Görevliler giyotini kontrol edince gerçekten de bir düğüm olduğunu görürler. Düğümü açıp tekrar bırakırlar, böylece fizikçinin başı bedeninden kopar.

Reklamlar

Olasılıklar Evreni

Termodinamiğin kanunlarını bilirsiniz. Bu kanunların sonucuna göre şöyle bir cümle kurabiliriz.

“Düzensizlik ya değişmez ya da artar.”

Her ne kadar bir kesinliği içerse de aslında durum tam olarak bu değildir. Basit bir örnek üstünden gitmeye çalışacağım.

Odanın bir köşesine konmuş içinde Klor gazının bulunduğu ucu açık bir tüp düşünelim. Tüpün içinde bulunan klor gazının odaya dağılıp dağılmaması durumunu bu kanunlar ışığında düşünelim. Termodinamiğe göre entropi artışı olacak ve klor gazı mutlaka odaya yayılacaktır.

Oysa durum tam olarak böyle değildir. Klor gazının odaya yayılması sadece bir olasılıktır. Fakat tüp içinde kalma olasılığı yayılma olasılık dağılımına göre çok daha düşük olduğu için gerçekleşmesi ihtimali zordur. Ama imkansız değildir.

Olasılık kuramları 1900 lü yıllarda gelişip “istatiksel mekanik” geliştirilmiştir. Termodinamik değerlerden sapmalarla bu teori ispatlanmıştır.

Bunu para örneği ile açıklayabiliriz. Diyelim ki aynı anda bir milyon bozuk para atılıyor. Hepsinin tura gelme olasılığı vardır. Daha eşit bir dağılımların yüzdesi ise çok daha fazladır. Fakat sonuçta gelen parça dağılımı ne olursa olsun aslında hepsinin tura gelmesiyle aynı olasılığa sahip bir dağılım olacaktır.

Yanisi şu. Her olay, milyarlarca olasılıktan sadece birisidir ve yaşadığımız bu evren tamamen matematiksel olasılıklar evrenidir.

Her şeyin çözümü teoriler…

Kuantum mekaniği bize göstermiştir ki her sorunun çözümü aynı anda mümkün değildir. Buna en iyi örnek Heisenberg belirsizlik ilkesidir. Bu yasaya göre elektronların yerini ve momentumlarını aynı anda ölçmek mümkün değildir. Heisenberg ayrıca bu zerrelerin yerlerinin kesinlik kazanması durumunda, momentumlarının giderek daha belirsiz olduğunu bulmuştur. Momentumlarının belirli olduğu durumlarda ise yerleri belirsizlik kazanmaktadır.

Satranç oynayanlar bilir. Her konum için uygulanabilecek sabit ve mükemmel bir plan veya her konumda geçerli olacak güzel mucize bir hamle yoktur. Bunların yerine her konum için farklı plan ve farklı güzel hamleler vardır. Hayali konumlarla değil var olan sorunlarla ve konumla ilgilenirsiniz.

Durum böyleyken bütün sorunları çözdüklerini iddia eden teorisyenler nasıl mantar gibi çoğalmaktadır. Üstelik bu teorisyenler bulduklarını hafif çarpıtarak da olsa bilimsel ve teknolojik gelişmeleri kullandıklarını da biliyoruz. Önce hayali bir takım varsayımlar ve arkasından yine hayali çıkarsamalar.

Her şeyin çözümünün aynı anda mümkün olamayacağını, bir sistemin mükemmelleştikçe tutarsız olacağını, tutarlı oldukça da mükemmeliyetten uzak olduğunu Gödel’in ispatlamış olmasına rağmen neden bunu algılayamadıklarını merak ediyorum.

Kuantum Koçları

Son zamanlarda kültür mantarı gibi artan kuantum koçları hakkında bol bol yazacağım. Bunlar ne yer, ne içer, nasıl yaşar?

Daha doğrusu öncelikle ne okurlar. Elbette migroslarda satılan Secret kitabı ile bu yola baş koymasa da burnunu sokan kuantum koçlarının ortak özelliği lise fiziğini bile bilmiyor oluşlarıdır.

Tanıdığım bir yaşam koçu vardı. Akşam hava kararmadan evde olması gerekiyordu kızın. Ailesi akşamları dışarda kalmasına izin vermiyordu.

Kızın durumu başlı başına zaten başarısızlık hikayesiydi. Sen daha kendi hayatının koçu olamamışsın ama başkasına yaşamayı öğreteceksin.