Garipçe Köyü Gezisi

Bayramın ilk günü Garipçe köyü tenha olur umuduyla bir kahvaltı yapalım dedik. Yol boştu fakat gittiğimizde daracık bir alanda yüzlerce araba kimisi girmeye kimisi çıkmaya çalışır vaziyette bizi karşıladı. Neyse bir otopark bulup park ettik ki tam otoparkın yanında kocaman su deposu yıkıldı. Neyse ki yaralanan ya da ölen olmadı, olmadı diyorum çünkü epey büyük bir su tankı onu taşıyan tahtalarla birlikte çöktü.

Bir hengame kavga koptu tabi ardından oranın yerlileri arasında. Biraz ortalık kızışınca biz kahvaltı yapacağımız yere doğru gittik. Tabi fiyatları yazan menüde günlük olarak fiyatların değişebileceğini yazan ibare arz-talep, borsa sistemi gibi günü nasıl geleni kazıklarız şeklinde hoş bir sistem yapmışlar.

Dışarıda 20 liraya yemeyeceğiniz kahvaltıyı kötü ve pis bir koy manzarasında 60 liraya okuttular.

Sonra kaleye çıkalım dedik. Garipçenin olayı oymuş. Kale güzel, tarihi, yıkık falan ama asıl sorun içerisinin bakımsızlığı ve modern! insan pisliği ile dolu olması bir hayal kırıklığı daha yaşattı. Yabancıların elinde olsa kim bilir ne güzel bakarlar nasıl korurlar diye düşünmeden edilemiyor elbette.

Yine de kaleden bir boğaz manzarası ekleyelim bu maceramızın sonunda.

IMG_20190604_150642

Reklamlar